Tarih: Mart 23, 2025 Yazar: Yorum: 0 yorum

Daldan dala atlıyorum.



Bölük pörçük okuyorum kitapları bu aralar. O kitaptan bu kitaba atlıyorum. Beğenmediğim bölümleri hızlıca geçiyorum. Bazı yerleri ise defalarca okuyorum.

Bazı yerleri not alıyor bazı yerleri de buraya yazıyorum.

Görüyorsunuz. mahcup olmak duygusundan da epeyce uzak. çalakalem yazıp duruyorum. Hem de mavi tüylü kamış kalemle ... Mürekkep hokkasına bana bana ... Daktilo makinasından nefret ediyorum. 

Sonra kağıtları koca masaya yayıp, yazıyı bir nefeste okuyorum. Çukur veya tümsek varsa belli oluyor. Bunlara, kontrolu gereken bilgilere, işaret koyup, kağıtları zımbalıyorum. Bu işler hep, tek damla içki içilmemiş gecelerin, yarılarında oluyor. Yazı ertesi gece yarısı, kendi sansürümden geçiyor. Düzeltiliyor, benden kopuyor. 

Bereket versin yazı, okur huzuruna, cok sonra çıkıyor. Anında çıksa, belki de dilim dolaşacak, edep endişesi yüzünden şaşıracağım. Oysa yazarken, nasılsa düzeltirim deyip, hafiften ayıp şeyler ve argo sözcükler yazmaya korkmuyorum. Ama bir de bakıyorum ki, bunları düzeltmemişim... Okuyunca mahcup oluyorum dersem, inanır mısınız ki? (Sahiden biraz oluyorum). 

 Dostlarıma hep söylüyorum. Yaşayışın zorluklarından kurtulmanın güvenilir çaresi, onun felsefesini yapmak ... Diyorum ki: «Ben hayatın ne olduğunu, lakerda yerken anlıyorum ... Ama balığın tadından değil, yanındaki yumruklanmış kuru soğandan ... Hayat da kuru soğan gibi . . . Tabakaları kalktıkça küçülüyor ve arada bir göz yaşı dökülüyor . .

Aldanmak / Aydın Boysan

0 Comments:

Yorum Gönder