![]() |
Tom Robbins' in Parfümün Yolculuğu adlı bir kitabı var.
Eski kral Alobar' ın, eşi Kudra ile birlikte ölümsüzlüğü arama serüveni anlatılır.
Alobar ve Kudra sonunda ölümsüzlüğü bulmuşlardır.
Bunun için dağlarda Bandaloop Doktorlar' ını ararlar. Onları bulduklarında Alobar' la aralarında geçen bir diyalog vardır kitapta.
"Bulamadın mı o Bandaloop'ları?"
"Yoo, buldum bulmasına. Kolay olmadı ama buldum. Öyle güzel taş evleri falan yoktu. Samye' de olduğu gibi değildi. Anayoldan çok içerde bal peteğine benzeyen mağaralarda yaşıyorlardı."
"Ama onları buldun, ha?"
"Evet. Daha doğrusu, onlar beni buldu. Bir gün yamaçta dinleniyor, düşünüyordum. Ah, yiyecek bir şeyim olsa ne iyi olurdu, diyordum. Birden kafama bir mısır koçanı çarptı. Hızlı. Hem de çok hızlı. Burnum kanadı, kulaklarım çınladı. Bıçağımı çektim, tepenin yukarısına, mısırin geldiği yere baktım. Üç kıllı adam duruyordu orada, Benim gibi hırpani giyinmişlerdi. Gülüyorlardı bana. Onlara bıçağımı salladım, onlar da, 'Eh, açım dedin ya' diye bağırdılar."
"Ah, büyük Şiva! Düşünceni nasıl işitmişler?"
"Ben de onu anlamaya karar verdim. Mısırı kızartıp yedikten sonra onların izini sürdüm, mağaraların bulunduğu tepe· eteğine geldim. Birkaçı yanıma yaklaştı. Ben, 'Siz herhalde Bandaloop doktorları olmalısınız', dedim. İçlerinden biri, 'Sen de Alobar olmalısın' diye karşılık verdi. 'Adımı nereden öğrendiniz?' diye sordum. 'Sen bizimkini nereden öğrendin?' dediler. 'Samye' de kutsal bir adam söyledi' dedim. Hepsi katıla katıla güldüler."
"Biraz kaba insanlar galiba."
"Kaba mı? Evet, bir hayli kabaydılar. Ama bak, uzun zaman önce, batıda, benim geldiğim yerlerde iki kaba tipe rastlamıştım. Bir tanesi bir Şaman, öteki bir tanrıydı. Başlangıçta her ikisi de bana çok kötü davranmışlardı; ama biri bana özel bir cesaret, öteki de özel bir korku verdi. Bu yolculuğu yapabilmem için bunların ikisine de ihtiyacım olduğunu sonradan anladım. Bilgeliği ellerinde tutanlar, onu her gelen serseme öylece sunamazlar. İnsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir. Yoksa ona yararından çok zararı dokunur. Ayrıca, bilgeliğin o duru sularında yalpa vuran bir sersem suyu bulandırınca, herkese de zararı dokunur. Demek ki bilgiyi arayan insan önce sınanmalı, buna layık olup olmadığı anlaşılmalıdır. İşte bunlardan öğrendiğime göre, öğretmenin kaba davranması o sınavın evrelerinden birincisi oluyor."
"Yani eğer öğretmenin uygarlık dışı davranmasına, sana istediği muameleyi etmesine, gururuna hakaret etmesine izin verirsen, seni kafasındaki düşünceleri dinlemeye değer biri olarak mı görüyor diyorsun?"
"Tam tersine ... Kişilik bütünlüğünü savunman gerek. Tabii öyle bir şeyin varsa. Ama savunurken de soylu biçimde savunman gerek. Onun kendi davranışlarını taklit ederek değil. O katı davrandığında sen yumuşaksan, o kabalık ettiğinde sen naziksen, seni potansiyel olarak öğüde layık görüyor: Görmezse zaten demek ki öğretmen değilmiş. O zaman senin de içinden onun kıçına bir tekme patlatmak gelir."
"İlginç. Bandaloop doktorlarıyla da öyle mi oldu?"
0 Comments:
Yorum Gönder