Tarih: Mart 22, 2025 Yazar: Yorum: 0 yorum

Bu yolculuğu yapabilmem için kimlere ihtiyacım var?



Tom Robbins' in Parfümün Yolculuğu adlı bir kitabı var.

Eski kral Alobar' ın, eşi Kudra ile birlikte ölümsüzlüğü arama serüveni anlatılır.

Alobar ve Kudra sonunda ölümsüzlüğü bulmuşlardır.

Bunun için dağlarda Bandaloop Doktorlar' ını ararlar. Onları bulduklarında Alobar' la aralarında geçen bir diyalog vardır kitapta.

"Bulamadın mı o Bandaloop'ları?" 

"Yoo, buldum bulmasına. Kolay olmadı ama buldum. Öyle güzel  taş evleri falan yoktu.  Samye' de  olduğu  gibi değildi. Anayoldan çok içerde bal peteğine benzeyen mağaralarda yaşı­yorlardı." 

"Ama onları buldun, ha?" 

"Evet. Daha doğrusu, onlar beni buldu. Bir  gün yamaçta dinleniyor, düşünüyordum. Ah, yiyecek bir  şeyim  olsa  ne iyi olurdu, diyordum.  Birden kafama bir  mısır koçanı çarptı. Hızlı. Hem de  çok hızlı. Burnum kanadı, kulaklarım çınladı. Bıçağımı çektim, tepenin yukarısına, mısırin geldiği yere bak­tım. Üç kıllı adam duruyordu orada, Benim gibi hırpani giyin­mişlerdi. Gülüyorlardı bana. Onlara bıçağımı salladım, onlar da, 'Eh, açım dedin ya' diye bağırdılar." 

"Ah, büyük Şiva! Düşünceni nasıl işitmişler?" 

"Ben de onu anlamaya karar verdim. Mısırı kızartıp yedik­ten  sonra onların izini sürdüm, mağaraların bulunduğu tepe· eteğine geldim. Birkaçı yanıma yaklaştı. Ben,  'Siz herhalde Bandaloop doktorları olmalısınız', dedim.   İçlerinden   biri, 'Sen de Alobar olmalısın'  diye karşılık verdi. 'Adımı  nereden öğrendiniz?' diye sordum. 'Sen bizimkini nereden öğrendin?' dediler. 'Samye' de kutsal bir adam söyledi' dedim. Hepsi katıla katıla güldüler." 

"Biraz kaba insanlar galiba." 

"Kaba mı? Evet, bir hayli kabaydılar. Ama bak, uzun zaman önce, batıda, benim geldiğim yerlerde iki kaba tipe rastlamış­tım. Bir tanesi bir Şaman, öteki bir tanrıydı. Başlangıçta her ikisi de bana çok kötü davranmışlardı; ama biri bana özel bir cesaret, öteki de özel bir korku verdi. Bu yolculuğu yapabilmem için bunların ikisine de ihtiyacım olduğunu sonradan anladım. Bilgeliği ellerinde tutanlar, onu her gelen serseme öylece suna­mazlar. İnsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir. Yoksa ona yararından çok zararı dokunur. Ayrıca, bilgeliğin o  duru sularında yalpa  vuran bir sersem suyu bulandırınca, herkese de zararı dokunur. Demek ki bilgiyi arayan insan önce sınanmalı, buna layık olup olmadığı anlaşılmalıdır. İşte bunlar­dan öğrendiğime göre, öğretmenin kaba davranması o sınavın evrelerinden birincisi oluyor." 

"Yani eğer öğretmenin uygarlık dışı davranmasına, sana istediği muameleyi etmesine, gururuna hakaret etmesine izin verirsen, seni kafasındaki düşünceleri dinlemeye değer biri olarak mı görüyor diyorsun?" 

"Tam tersine ... Kişilik bütünlüğünü savunman gerek. Tabii öyle bir şeyin varsa. Ama savunurken de soylu biçimde savun­man gerek. Onun kendi davranışlarını taklit ederek değil. O katı davrandığında sen yumuşaksan, o  kabalık ettiğinde sen naziksen, seni  potansiyel olarak öğüde layık görüyor: Görmezse zaten demek ki  öğretmen  değilmiş. O zaman senin de içinden onun kıçına bir tekme patlatmak gelir."

 "İlginç. Bandaloop doktorlarıyla da öyle mi oldu?" 

Alobar başını iki yana salladı. "Hayır" dedi.

Gerisini siz okursunuz....


0 Comments:

Yorum Gönder