
Edremit' ten Ankara'ya doğru arabamla gidiyordum. Daha yolun başında, Havran' ı geçer geçmez, sağ ayağımda bir uyuşukluk başladı. Arabayı kenara çekip indim. Hafif ağrı da hissediyorum. Yolun kenarındaki zeytinlik alana girip, bir ağacın dibine oturdum. Daha önce hiç böyle bir şey başıma gelmemişti. Ayağımı uzatıp, uyuşukluğun geçmesini bekledim. Nasıl aniden indiysem, arabanın kapısını açık bırakmış, motoru da durdurmayı unutmuştum. Hafifçe yerimden doğrulup, arabaya geri döndüm, motoru durdurup, kapıyı kapattım ve tekrar ağacın dibine oturdum. Uyuşukluk bir türlü geçmiyordu. Ayağımı toprağın üzerinde uzatıp, kendime doğru çekiyordum. Belki böyle yaparsam uyuşukluk geçer diye düşünüyordum. Bir süre daha bekledim. Yerden bulduğum bir zeytin dalıyla yerlere şekiller çiziyor, uyuşukluğun geçmesini beliyordum. Yok...Uyuşukluk geçmiyordu. Sıkıntıdan ve biraz da panikten olsa gerek elimdeki dalla yerlere yazılar, yazıp şekiller çizmeye başladım. Ancak paniğim arttı ve büyük bir korku hissettim. Aniden büyük bir dehşete kapıldım. Elimdeki çubuğu fırlatıp, ayağa kalktım. Neler oluyordu bana...
Bir süre ayakta bekledikten sonra. Yok canım... deyip, sağ ayağıma hafifçe basarak dalı attığım yerden alıp yeniden ağacın dibine oturdum. Başımı yukarıya kaldırdığımda, kocaman bir zeytin ağacının altında oturduğumu fark ettim. Tarlaya şöyle bir göz gezdirdiğimde, her tarafın zeytin ağacıyla dolu olduğunu gördüm. Ancak altında oturduğum ağaç diğerlerine göre neredeyse üç kat daha büyüktü ve gövdesi hepsinin gövdesinden dört beş kata daha kalındı. Elimde tuttuğum dalda muhtemelen ondan düşmüş bir daldı.
Dalı toprağa sürterek yeniden yazılar yazmayı, şekiller çizmeyi denedim. Büyük bir korkuyla dalı tekrar elimden fırlattım. O da neydi öyle. Acaba bu uyuşukluk... Aman allahım bu bu... beynimden mi geliyordu? Acaba beyin kanaması mı geçiriyordum? Önce uyuşukluk sonra da bilinç bulanıklığı...Evet evet... Kesin beyin kanaması geçiriyordum.
Yere sakince oturdum. Ayaklarımı uzattım. Etrafa bakındım. "Edremit' ten Ankara'ya gidiyorum. Arabam yolun kenarında duruyor. Ayağımda uyuşukluk oldu. Dinlenmek için durdum Her şey yolunda." şeklinde bilincimi gözden geçiriyordum. Ayaklarımı hareket ettirebiliyor, kollarımı havaya kaldırabiliyordum. Güç kaybım yoktu. Tüm bunları düşünürken birden başka bir şeyin farkına vardım. Ayağımdaki uyuşukluk geçmişti! Nefesim normale dönmüş, paniğim azalmıştı. ayağa kalkıp yürüdüm. Evet.. Uyuşukluk da tamamen geçmişti. Artık yola devam edebilirdim.
Tam arabaya doğru yönelmişken yerde duran dalı gördüm. Zeytin dalı... Az kalsın aklımı başından alıyordun. Dalı tekrar yerden alıp, çömeldim. Yeniden yere bir şeyler yazmayı denedim. Bu sefer dal elimde yere yığılıp kaldım. Artık tamamen yerde yatıyorum. Gözümün önünde gökyüzünü dallarının arasından gördüğüm kocaman zeytin ağacı vardı. Kaskatı yatıyordum. Sadece dalı tuttuğum elim hafifçe kımıldıyordu. Yerden kalkmayı denedim. Başım dönüyordu. Başımı yere bırakıp gözlerimi kapattım.
Hafif bir rüzgar esintisiyle uyandım. Gözümü açtığımda güneş aynı yerde duruyordu. Zeytin ağacının dalları güneşi bir gözüme değdiriyor bir güneşi saklıyordu. Çok fazla uykuda kalmadığımı düşündüm. Aslında uyudum mu yoksa bayıldım mı tam olarak ayırt edemiyordum. O durumda tek fark ettiğim şey dalı tuttuğum elimin hafifçe kımıldadığıydı. Doğrularak oturdum. Dala baktım ve onu toprağa değdirdim. Tam yere bir şeyler çizecekken, dal yerde bir şeyler karaladı. Sakindim. Ben gayet iyiydim. Bana birşey olmamıştı. Beyin kanaması geçirmiyordum. Ama dalı ben hareket ettirmiyordum. Bunun da farkındaydım. Dal kendi hareket ediyordu. Bu en başından beri de böyleydi. Ama bu sefer paniklemedim. Uyku beni sakinleştirmiş sanki her şeyi olağan karşılamamı sağlamış gibiydi. Yere dikkatlice baktığımda "Yoluna git. Yeni yolcunla." yazıyordu.
Dalı arabamın bagajına kilitledim.
Ankara' ya doğru yola koyuldum. Yeni yolcumla.
Önder Güngör / 26.Ocak.2025