Tarih: Nisan 27, 2024 Yazar: Yorum: 0 yorum

Belki bu kitabı okumak isteyebilirsiniz. Şamanik Yolculuk



Şamanizm tarihin en eski inanışlarından biridir. Birçok dini ve toplumu etkilemiştir. Aşağıda Sandra Ingerman' ın Şamanik Yolculuk kitabından küçük bir alıntı bulacaksınız. Belki de bu kitabı okumak isteyeceksiniz.

Şamanın bakışına göre genel olarak hastalığın üç nedeni olabilir: ilk olarak, bir kişi depresyona, kronik hastalığa veya bir dizi şanssızlığa neden olacak şekilde gücünü kaybetmiş olabilir. Bu durumda şaman, kişinin kayıp gücünü geri getirmek için yolculuk yapar. Ya da bir kişi ruhunun veya özünün bir kısmını kaza, ameliyat, taciz, savaş travması, doğal felakete maruz kalma ve diğer travmatik olaylar gibi duygusal veya fiziksel bir travma sırasında, ruh kaybına neden olacak biçimde kaybetmiştir. Bu ruh kaybı ayrışma, travma sonrası stres sendromu, depresyon, hastalık, bağışıklık sistemi sorunları, bağımlılıklar, sonu gelmeyen yas veya koma ile sonuçlanabilir. Travma nedeniyle ayrılıp gitmiş ve kaybolmuş olan ruh parçalarını arayıp bularak geri getirme töreni yapmak şamanın görevidir. Şamanın bakış açısına göre hastalığın üçüncü bir nedeni de danışanın güç veya ruh kaybı nedeniyle taşıdığı ruhsal tıkanıklıklar veya negatif enerjiler olabilir. 

Sandra Ingerman / Şamanik Yolculuk

Tamamını oku
Tarih: Nisan 25, 2024 Yazar: Yorum: 0 yorum

Doktor var mı?

 Şu hikayedeki arkadaşlarımla, Hanginiz çarptı?  Ankamall yemek katında yemek yiyiyoruz. Yıl 2009.



Yemek sırasındaki bir kızcağız bayılıp düşmüş. AVM hoparlöründen anons geçtiler. Doktor varsa çok acil Dönerci' nin önüne gelebilir mi diye?

Arkadaşım,

"Önder, dur bi gidip bakayım ne olmuş." dedi.

Kısa bir süre sonra geri geldi.

-"Erken döndün. Ne olmuş?" diye sorduk.

-"Gittim. Yerde bir kızcağız bayılmış yatıyor. Etrafını kalabalık bir grup sarmış. Çekilin ben doktorum dedim. Hepsi başını kaldırdı, BİZ DE! dediler." dedi.

Sonra masaya eğilip, fısıldayarak.

"Düşünsene bizim gibi her masadan bir doktor gitmiş olsa buradakilerin hemen hemen hepsi doktor." dedi.

Önder Güngör / Ankara



Tamamını oku
Tarih: Nisan 23, 2024 Yazar: Yorum: 0 yorum

Hanginiz çarptı?


 

2010 yılı Ağustos ayıydı. Arabadaki ekranın göstergesi 40' ı gösteriyordu. Üç arkadaş, Bakanlıklar tarafından Kızılay'a doğru gidiyorduk. Trafik sıkışmış, arabaların camları açık, her yerden korna sesleri geliyordu. Önümüzdeki körüklü otobüsün kapıları açıldı. Kalabalık bir grup elllerinden ve ayaklarından tuttukları baygın bir kadını ototbüsten aşağıya indirip, kaldırımın üzerine bıraktılar. Direksiyondaki arkadaşım,

- "Önder, dur şu kadına yardım edelim." dedi ve direksiyonu çevirerek, arabayı kaldırımın üzerine, kadının olduğu yere çıkardı.

Kendisi bir polikliniğin acilinde çalışıyordu. Bu yüzden arabanın bagajında sürekli "Acil Çantası" bulundururdu.

Bagajı açıp kocaman siyah çantasını çıkaraıp, kadının başında duran kalabalığa,

-"Çekilin ben doktorum." dedi. Herkes talimata uyup, açıldı. Birlikte çömeldik. Arkadaşım biraz baktıktan sonra,

-"Bunun şekeri düşmüş Önder" dedi.

Çantayı açtı. Çantanın içinde, serum setleri, sütürler, ilaçlar ne ararsan vardı. Küçük bir kutuyu açtı. İçinden bir adet kesme şekeri alıp, kadının ağzına attı. Sonra da başını kaldırıp, bir şişe suyu içirdi.

Biraz sonra kadın gözlerini açıp,

-"Ne oldu bana?" diye sordu.

O sırada bir siren sesiyle irkildik.

Kaldırımdaki arabamızın arkasına bir polis aracı park etmişti. Polis yanımıza gelip,

-"Eyliyet ve ruhsatı verin!" dedi.

Biz, arabayı niye kaldırıma çıkardığımızı anlatmaya çalışırken, polis sert bir ses tonuyla,

-"Hanginiz çarptı kadına." diye bağırdı.

Arkadaşım,

-"Ne çarpması Memur Bey" dese de polis. "Ehliyet, ruhsat" diye tekrarladı.

Biz doktor olduğunuzu kadına yardım etmek için durduğumuzu söylesek de polis bizi dinlemiyordu.

Allahtan otobüsten inen insanlar ve sonrasında kendisine gelen hasta kadın sayesinde polisi ikna edebildik.


Önder Güngör / Ankara


Tamamını oku
Tarih: Nisan 21, 2024 Yazar: Yorum: 0 yorum

Belki faydası olur. Milyoner Aklın Sırları



BELKİ serisine devam...

Belki size faydası olur diye Milyoner Aklın Sırları / T.Harv Eker / kitabından bir alıntı bırakıyorum aşağıya.

Deli gibi çalışıyordum, ama sonuç alamıyordum. Bende, aksi ispatlanmadıkça argümanlarının bir gün gerçekleşeceğine inatla inananlar için söylenen, “Loch Ness Canavarı Hastalığı” vardı sanırım! Kâr denen o şey hakkında bir şeyler duymuştum, ama onu asla göremiyordum: “Doğru işe girişirsem ve doğru ata binersem, başarırım” diye düşünüyordum. Ama yanılıyordum. Hiçbir şey; en azından benim için! işte asıl çarpıcı olan da bu cümlenin ikinci kısmıydı. Nasıl oluyordu da başka insanlar benim yaptığım işte başarılı oluyorlardı da, ben bir türlü olamıyordum; “Potansiyelim”e ne olmuştu? 

Böylece ciddi bir şekilde kendimi incelemeye başladım. Köklü inançlarımı gözden geçirdim ve parasal olarak gerçekten başarılı olmak istediğimi söylediğim halde, bu konuda derin kaygılarımın bulunduğunu gördüm. Çoğunlukla korkuyordum. Başarısız olmaktan, hayır daha beteri, başarmak ama sonrasında kaybetmekten korkuyordum, işte o zaman gerçek bir beceriksiz olurdum. Daha kötüsü, hakkımda halen geçerli olan inancı, “potansiyelim” olduğu “hikâyesini” berbat edebilirdim. Ya gereken o şeye sahip olmadığımı ve zorlu bir yaşam savaşının, ekonomik sıkıntılardan kurtulamamanın kaderim olduğunu keşfedersem ne olurdu? Sonra, bir gün babamın bir arkadaşı bana önerilerde bulundu, şans işte! Annemlerdeydim. O kardeşimle iskambil oynuyordu ve geçerken beni fark etti. O sıralarda yine ekonomik sıkıntıya düşmüş ve üçüncü defadır annemlerin evine geri dönmüştüm; evin “alt kattaki dairesinde”, yani bodrumda oturuyordum. Babam ona benim feci durumumdan söz etmiş olmalı ki, bana acıma hissiyle bakıyordu.

“Harv” dedi, “Ben de senin gibi, tam bir enkaz olarak işe başladım”. “Harika” diye düşündüm; böylece kendimi daha iyi hissediyorum! O’na meşgul olduğumu; duvardaki kalkmış boyayı seyrettiğimi söylemeliydim! O devam ediyordu: “Sonra birisi bana hayatımı değiştiren bir nasihatte bulundu, ben de onu sana aktarmak istiyorum.” Hayır, olamaz, işte bir baba-oğul nutku daha, üstelik o babam bile değil!” Ve şöyle dedi: “Harv, istediğin kadar iyi değilsen, bu sadece senin bilmediğin bir şeyin olduğunu gösterir.” O sırada delifişek genç bir adam olduğumdan, aşağı yukarı herşe-yi bildiğimi düşünüyordum, ama maalesef banka hesabım tam tersini söylüyordu. Sonuçta babamın arkadaşını dinlemeye başladım. Sözüne devam etti, “Parasal başarıya, refaha ulaşmış insanların birbirlerine benzer şekilde düşündükleri gibi; parasal başarısızlık yaşayan, ekonomik sıkıntıdan kurtulamayan insanların da hemen hemen birbirleriyle aynı şekilde düşündüklerini ve hareket ettiklerini biliyor muydun?” 

“Hayır” dedim, “Bu hiç aklıma gelmedi!” O ise cevap olarak, “Bu tam bir bilim değil, ama çoğunlukla başarılı insanlar bir türlü, başarısız insanlar çok başka türlü düşünürler, işte bu düşünme yöntemleri davranışlarını ve davranışlarının sonuçlarını belirler.” dedi ve şöyle devam etti: “Para konusunda başarılı olmuş insanlar gibi düşünürsen ve onların yaptıklarını yaparsan, sen de başarılıolur musun?” Havası kaçmış bir topun duyduğu güvenle, “Evet, herhalde” diye cevap verdiğimi hatırlıyorum. “ O halde” dedi, “ Yapman gereken şey parasal başarıya, refaha kavuşmuş insanların düşünce şeklinden kopya çekmektir.” O günlerdeki kuşkucu tavrımla, “Peki, şu anda ne düşünüyorsun?” diye sordum. “Parasal başarıya ulaşmak konusunda kendi kendilerine söz vermiş insanların sözlerini tuttuklarını düşünüyorum ve şu anda benim babana sözüm var. Çocuklar beni bekliyorlar, görüşürüz.” dedi ve gitti. O çıktı gitti, ama söyledikleri aklımda kaldı!

 Milyoner Aklın Sırları / T.Harv Eker / 






Tamamını oku
Tarih: Nisan 20, 2024 Yazar: Yorum: 0 yorum

Belki ilginizi çeker. Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu

 


Belki kitap ilginizi çeker diye giriş bölümündeki Şifa üzerine yazılı olan birkaç satırı pylaşmak istiyorum.

İnsanın kendi kendisini iyileştirebilen iyi bir şifacı olması için olağanüstü psişik güçlere ya da durugörü yeteneğine sahip olması gerekmez. Çok basit bir şeye; bedenle ilintili bir farkındalığa sahip olmak yeterlidir. Şayet psişikseniz ve bu kitabı varolan yeteneklerinizi daha da geliştirmek için elinize aldıysanız lütfen kendini bilmekten daha büyük bir yetenek olmadığını bilin. Hayatları heba olmuş pek çok yetenekli psişik tanıdım; insanın manevi becerilerini kendisi yerine başkalarında kullanmasının trajik sonuçlarını gözlemledim. Bir başka gözlemim de en iyi şifacıların iyi ve uyumlu insanlardan çıktığıydı; şifalarını genellikle tam zamanında yapılmış bir telefon konuşması ya da sevgiyle verilmiş bir armağan olarak sunuyorlardı. En iyi şifacılar kolları sıvayıp bütün hastalıkları bir çırpıda ortadan kaldıranlar değil, kişinin kendi kendisini iyileştirmesine yardım edenlerdir. En iyi şifacılar size evrenin yaratıcı enerjileriyle ya da Tanrı’yla olan bağınızı hatırlatanlardır. İlahi üstünlük taslayarak yolunuzda durup sizin görüşünüzü kapamayanlardır. Bir başka insanın sizden daha inançlı olduğu yanılsamasına kapılmayın ve bir başkasının psişik güçlerine kendinizinkinden daha fazla güvenmeyin. Şifacılık gösteriş yapma ya da kendini abartma fırsatı değildir. Şifacılık, farkında olma yetisi, inanç vekeşiftir. Şifacılık, birilerine kanal olmak; önceki yaşamlarında kim olduğunu söylemek; falcılık yapmak, kehanette bulunmak ya da psişik güç gösterileri sıralamak değildir. Yaşamın tadını çıkarmaktır; varolan ve var edilen meseleleri çözmektir. Bu işin aslı, topraklanmaktır.

 Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu / Karla Mclaren

Tamamını oku