Tarih: Kasım 14, 2023 Yazar: Yorum: 0 yorum

Çoksijen

 


Yazın bir arkadaşım telefonla aradı. "Neredesin?" diye sordu.

Akçay' dayım dedim. "Oooooo ne güzel. Oksijeni bol Kazdağlarındasın." dedi.

"Evet haklısın." deyip konuyu değiştirdim.

O' na oksijenin, dünyanın her yerinde aynı oranda oldğunu söylemek isterdim ama gereksiz bir konuşma olacaktı.

Bilinen en büyük yanlışlardan biri de, ne Kazdağları' nda ne de Karadeniz' de oksijenin daha fazla olduğudur. Sadece yükseklikle değişir bu oran.

Havada Nitrojen (yüzde 78), oksijen (yüzde 21) ve argon (yüzde 0.1) bulunur. Miktarları aynı yükseklikte olan bir yerden diğerine değişmediği için bunlar “sabit gazlar” olarak adlandırılır. Bir de değişken gazlar vardır. Yüzde 0.9' a denk gelir. Bunlar karbondioksit, metan, ozon, helyum, kritpon, neon, ksenon, partiküller vb' dir. Bunların oranı kendi arasında değişir.

Ayrıca hani yüksek yaylalara ya da dağ ormanlarına çıkınca daha çok oksijen olduğu söylenir ya bu da tam tersidir. Yükseklerde havadaki oksijen miktarı daha da azalır. Buralarda nefes alma güçleşir. Uzun süreli yaşayanlarda kanın eritorsit değeri de artar. Bu fizyolojik bir değişikliktir.Yüksekliğe uyum olarak bahsedilen fizyolojik mekanizmalar; hemoglobin artması, alyuvar çoğalması, hiperventilasyon, dokusal, hücresel vb. değişiklikler yükseklerde oksijen parsiyel basıncının düşüklüğünü kompanse etmeye ve dokunun oksijen ihtiyacını karşılamaya çalışır.

Ancak size bir sürprizim var. Etrafınızdaki oksijen miktarı değişmese bile, doğru nefes alıp vermeyle vücudunuzu daha fazla oksijenlendirebilrsiniz. 


Önder Güngör / 14 Kasım 2023 / Ankara Türkiye

Tamamını oku
Tarih: Kasım 13, 2023 Yazar: Yorum: 0 yorum

Hayvanlar Okulu

 Dün  öğlen kızımın Matematik ööğretmeni ile dersi vardı.

Öğretmeni gelince biraz sohbet ettik. Geçen yılki öğrencilerinden biri aramış, hocam ben Eczacılığı bırakacağım gelip babamla konuşur musun demiş? Öğretmeniyle birlikte söylemek istemiş.

Öğretmen, geçen yıl ben ona çok söyledim, sen ezberleme gerektiren branşlarda mutlu olmazsın dediğini anlattı.

Maalesef ülkemizde ne istediğini bilmeyen öğrencilerle, istediği bölüm yerine sürekli ailelerin ve çevrenin zorlamasıyla istemediği fakülteleri okuyan binlerce öğrenci var. 

Ben bu tür sorunların büyük bir nedeninin ekonomi ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Her neyse, öğretmenin öğrencisini  duyunca, çoook yıllar önce okduğum Leo Buccaglia' nın Sevgi kitabındaki bir hikaye aklıma geldi.

Alta bıraktım hikayeyi.....


Leo Bucsaglia


"Öğrenimle ilgili beni her zaman eğlendiren çok güzel küçük bir öykü vardır, öykünün adı Hayvanlar Okulu’dur. Bu öyküyü anlatmayı her zaman çok severim. Çünkü öylesine yabanıl ve gerçektir ki... Eğitimciler de yıllardır bu öyküye gülerler ama kimse bu konuda bir şey yapmaz. Öyküde bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelmiş ve bir okul kurmayı kararlaştırmışlardır. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve bir yılanbalığı okulun Öğrenim Kurulu’nu oluştururlar. Kurulda tavşan öğrenim planında koşmanm yer almasında ısrarlıdır. Kuş da uçmanın programda bulunmasını savunur. Sincap dikine tırmanmanın ve balık ise yüzmenin planda yer almasında ısrarlıdırlar. Bütün bunlar bir araya getirilir ve öğrenim programı hazırlanır. Şimdi hepsi tüm hayvanların bu derslerin tamamına devam etmelerini isterler. Sonunda bu da olur. Tavşan koşmada A derecesini alırken ağaca tırmanma onun için gerçek bir sorun olur. Sürekli arkaya doğruyuvarlanmaktadır. Kısa sürede beyni hasara uğrar ve iyi koşamaz olur. Koşmada A derecesi alacağına bu kez C’de kalır kuşkusuz ağaca tırmanmada her zaman F notu almıştır. Kuş her zaman uçuşta çok iyi dereceler yapmaktadır, oysa toprakta tünel kazmaya gelince işleri iyi gitmez. Sürekli gagası kırılır ve kanatları kopar. Kısa süre sonra o da uçmada C notu alır. Zaten tünel açma derecesi hep F’de kalmıştır. Ayrıca ağaca dikine tırmanmada da çok kötü anlar yaşamıştır. Bu öykünün ana fikri, smıfta her şeyi yarı yarıya başaran geri zekâlı bir yılanbalığının birinci olduğu şeklindedir. Oysa, öğrenim yaptıranlar durumdan hoşnut ve mutludurlar. Çünkü herkes her derse devam etmiş, bu da geniş tabanlı öğrenim olarak adlandırılmıştır. Biz buna güler geçeriz. Oysa, gerçekte yapılan da budur. Tüm çabalarımız herkesi diğerlerine benzetmeye yöneliktir. Ve kişi kısa süre içinde yöneticileri memnun etmenin öğrenim alanında başarıyı getireceğini öğrenir."

 



Önder Güngör/ 13 Kasım 2023 / Ankara Türkiye 

Tamamını oku
Tarih: Kasım 12, 2023 Yazar: Yorum: 0 yorum

Üç yabancı bir kafada

Hani içimizde hep biriyle konuşuruz ya....

Kimileri ona ego der, kimileri super ego, kimileri ikinci ben, kimileri başka şeyler....

Yolda giderken, araba kullanırken, spor yaparken, deniz kıyısında dalgaları izlerken, parkta çimenleri okşarken...sürekli içimizdeki o küçük adamla ya da o devle sürekli konuşur dururuz.

Hiç susmaz. sürekli bize birşeyler anlatır. 



Bakın Eckhart Colle, Şimdinin Gücü kitabının önsözünde onu nasıl tanımlıyor.

"Yirmi-dokuz yaşıma girdikten kısa bir süre sonra, bir gece geç saatlerde büyük bir dehşet hissiyle uyandım. Daha önce de birçok kez böyle bir hisle uyanmıştım, ama bu kez o her zamankinden daha yoğundu. Gecenin sessizliği, karanlık odadaki eşyanın belirsiz hatları, uzaktan geçen bir trenin sesi, her şey o kadar yabancı, o kadar düşmanca ve o kadar anlamsız gelmişti ki, o anda içimde dünyaya karşı derin bir tiksinti uyanmıştı. Ancak, hepsinin içinde en tiksindirici şey benim kendi varoluşumdu. Bu mutsuzluk yüküyle yaşamaya devam etmenin anlamı ve amacı neydi? Bu sürekli mücadeleyle yaşamaya neden devam etmeliydim? O anda yok olma, var olmama özlemimin yaşamı sürdürme içgüdümden çok daha güçlü hale geldiğini hissettim."Artık kendime dayanamıyorum." Zihnimde tekrarlanıp duran düşünce buydu. Sonra birden bunun ne kadar garip bir düşünce olduğunu fark ettim. "Ben bir miyim, yoksa iki mi? Eğer ben kendime dayanamıyorsam, o halde ben iki kişi olmalıyım: 'Ben' ve dayanamadığını 'kendim'." "Belki," diye düşündüm sonra, "bunlardan sadece biri gerçektir."

Dedim ya o hiç susmaz sürekli konuşur diye..Zaten onu susturmaya çalışmak da insanın kendisine yapacağı en büyük düşmanlıklardan biridir. Hiç sebep yokken ayağınızı, kolunuzu kesmek, gözünüzü çıkarmak gibidir onu susturmaya çalışmak.

Tam tersi...onunla konuşmaya, onu dinlemeye çalışmalısınız. O zaman onu istediğiniz gibi değiştirebilir ya da size daha olumlu mesajlar vermesini sağlayabilirsiniz. Çünkü o sizi bu dünyada tetikte tutmaya çalışır. Eğer ona ulaşabilirseniz artık diğer dünyanıza da ulaşmış olursunuz. İşte o zaman o susacaktır.


Eee bir ben bir de içimde konuşan birinden bahsettik. Yazının başlığı "Üç yabancı bir kafada"....Üçüncü kişi kim...

İşte o... İçimizdeki sonsuz sevgiye, sonsuz yaratıcılığa sahip olan güç. İhtiyacımız olan....Aradığımız....Tanrısal güç.


Önder Güngör, 12 Kasım 2023 Ankara / Türkiye


Tamamını oku