Tarih: Şubat 24, 2021 Yazar: Yorum: 0 yorum

Siz varsınız diye korkuyorum.

 NY Times' ta okuyorum. 100 kelimeyi geçmeyen okuyucu aşk hikayeleri diye bir bölüm var. Adı aşk hikayeleri ama her konuda yazı var.



Bazı katılımcı blog sitelerinde de bu küçük hikayelere denk gelmeye başladım. Küçük küçük hikayeler.

Uzun işlere gelemiyoruz. Biri uzun uzun bir şey anlattığında boşver onları sadete gel diyoruz.

Biliyorsunuz twitter niye çok tutuldu. 140 karakter sınırlaması var diye. Şimdilerde arttı galiba. Neyse sonuç olarak uzun yazıları okumayı sevmiyoruz. O yüzden de blogların yerini twitter, instagram ve youtube aldı. Hatta uzun videoları bile izlemeyi sevmediğimizden youtube' ın popülerliğini Tik Tok aldı. 

Şip şak.

Ben de bugün size 80' lerden kalan bir anımı anlatacağım. 100 kelimeyi geçmeden.

1980'ler.

1989 yılı.

Üniversitede hazırlık  okuyorum. Dört arkadaş akşam tiyatroya gitmeye karar verdik. İki erkek iki kız.

Biz sizi akşam evden alırız dedik. Alırız dediysek arabayla değil. Daha yemek yiyecek paramız yok.

Maltepe'de bir eve gittik. Kız arkadaşlarımızın kapısını çaldık. Kapıyı anneanne açtı. 

Yüzünde bir telaş. 

Kızlar süslenmiş püslenmiş.

Kızlar kapıdan çıkarken kadıncağız telaşlı.

Sakın geç kalmayın diyor.

Biz de "Korkma teyze yanlarında bir varız diyoruz."

Kadın sakin bir sesle:

"Zaten siz varsınız diye korkuyorum"


Önder Güngör / Kısa anılar /  80'lerden anılar./ Ankara / 24 Şubat 2021

Tamamını oku
Tarih: Şubat 20, 2021 Yazar: Yorum: 0 yorum

Elektrikli Hacı Murat

 Elektrikli Hacı Murat 

Elektrikli Vosvos

Elektrikli Anadol.

Hangisini istersiniz?

Aşağıya bir video koydum. Sonra yazıya devam.


20 Şubat 2020

Soğuk bir Ankara günü

Kar yağmıyor ama kuru ayaz var. Hafif bir rüzgar gözünüzden damlaları alıyor.

Ekrana düşen bir haber.

Ford, 2030 yılından sonra sadece elektrikli araba üretecekmiş. Açıkçası bu sürecin daha önce olmasını bekliyordum. 2020’ li yıllarda elektrikli arabalara tamamen olmasa da kısmen geçeriz sanıyordum. Bu işte asıl sorun pil. Pil sorunu çözüldükçe elektrikli arabalar hem daha ucuzlayacak hem de daha çok yaygınlaşarak, dünya atmosferine katkı sağlayacak. Yalnız Ford’un bu haberini 2030 yılında elektrikli araba üretecekmiş gibi yorumlamayın. Ford zaten elektrikli ve hibrid arabalar üretiyor. 2024 yılında bu üretime hız verecek ve artık karbon emisyonu sıfır olan araçlar üretecek. 2030 yılından sonra ise tamamen elektrikli araba üretecekmiş. Belki süreç beklenmedik bir şekilde hızlanabilir. Diğer firmaların bu konuda tavrı ile hükümetlerin alacağı kararlar bu konudaki akışı değiştirebilir.


2020 Model Elektrikli Ford Mustang


Ancak benim aklıma takılan başka bir sorun var.

Şu anda 1960 model bir arabayı alıp Ankara sokaklarında dolaşabilirsiniz. Daha önlere gelelim. Hayalimdeki aşağıdaki arabanın aynısı ile Tunalı’ dan geçip, Bulvar’ dan aşağıya süzülebilirsiniz.

Olmazsa olmazım Anadol.



 Hatta bir tane T1, T2 alıp, Ege ve Akdeniz’ de cirit atabilirsiniz.

Şu güzelliklere bakın.

Peki elektrikli arabalar çıkınca ne olacak?

Zaten şu anda, içten yanmalı motoru olan otomobillerin, yani fosil yakıt kullanan arabaların Avrupa’ nın birçok şehrinde kullanımı yasak. Hele de bu içten yanmalı motoru olan arabaların üretimi durduğunda yani sadece elektrikli otomobil üretildiğinde bu süreç çok daha da hızlı ilerleyecek. Eski nesil arabaların kullanımı her yıl daha çok ülkede yasaklanacak. Yıllar içerisinde herkes arabasını mecburen değiştirmek zorunda kalacak. Yani daha basit bir dille, benzinli, mazotlu arabaların tümü yasaklanacak. Çünkü karbon salınımıyla atmosferi kirletmesi istenmeyecek. Ya da başka bir deyişle size elektrikli araba satmak isteyecekler.

Gelelim konumuza.

Ben şöyle bir antika araba alayım dolaşayım hayali gerçek bir hayal olacak. Klasik araba ya da antika araba tutkunları için en klasik, başka bir deyişle en antika araba ilk elektrikli arabalar olacak.

Benim için, elveda Anadol, elveda Hacı Murat, elveda Tospağa.

Sana nasıl veda ederiz?

Bir başkaları için elveda Chevy Belair, elveda Chevrolet, elveda 1956 Mercedes-Benz 300 SL

Vay beee.



Bir de o gazı köklediğinizde çıkan motor sesini artık duyamayacaksınız.

Bu konuyla ilgili başka bir gözlemim daha var. Otonom arabalar. (Otonom kamyonlar, otonom tırlar, otonom otomobiller. Bu konudaki gelişmeleri android ve ios telefonlar çıktıktan sonra aynı anlarda raflarda yer alan mp3 çalarlar, dijital müzik çalarların sonuna benzetiyorum. Yeni nesil telefonlar; mp3 çalarlar, arabalardaki navigasyon cihazları, küçük oyun konsolları dahil hemen hemen her şeyi bir anda  çöp etti.

Otonom elektrikli araçlar belki ileride birçok taşıma sistemlerini ve meslekleri de çöp edecek. Otonom tırlar, trenlerin yerini alabilecek, otonom arabalar şoförlerin ve taksilerin yerini alacak. Hatta arabanıza bineceksiniz, Antalya’ da bir otel ismi söyleyeceksiniz ve ondan sonra ailecek kitap okuyarak ya da film izleyerek, direksiyona hiç dokunmadan otele gideceksiniz. Eeee bunlar zaten ileride olacak diyorsunuz. Ben ileride değil, çok ama çok yakın biz zamanda olacak diyorum. Yani biz ilk elektrikli otomobilimizi almak için galerilere gittiğimizde bazı ülkelerde otonom araçlar kullanılmaya başlayacak.

Ford' un ürettiği otonom kamyonlar.

Belli mi olur. Belki Hacı Murat’ a elektrikli motor taktırırız. Çek Bodrum’ a deriz. 😊



Tamamını oku
Tarih: Şubat 13, 2021 Yazar: Yorum: 0 yorum

Pandemi gündemleri

Bugün 13 Şubat 2021

Yarın Sevgililer Günü.

İstanbul’ a kar yağacak tahminleri tutmadı. Belki akşama doğru yağar.

İki gün önce Alaçatı ve Ayvalık’ ı hortum vurdu.

Ankara’ da soğuk ama güneşli bir hava var.

Twitter’da bugünkü gündem konuları, futbolcular ve bugünün maçları. Demet Akalın’ ın korona testi pozitif çıkmış, Hakan Ünder, Hamit Altıntop, Ozan Kabak

 

İllustratorde yaptığım çalışmalar


 Esnek Çalışma

Neredeyse bir yıla yakın zamandır evlerde dönüşümlü çalışmadayız.

Kamudaki adı “Dönüşümlü Çalışma” “Esnek Çalışma”

Yurt dışında “Hybrid Workplace” diyenler var. Hibrit İşyerleri

Aslında insanların uzun zamandır daha esnek çalışma istekleri vardı. Pandemi bu süreci hızlandırdı. Özel şirketlerde çalışan bazı arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla, ofisteki odalarını boşaltmaları istenmiş. Artık onlar için pandemi şartlarındaki bu esnek çalışma, kalıcı hale gelecekmiş. Bu zorunlu durum bazı şirketlerin böyle bir senaryoyu test etmelerine yaradı. Kamuda durum farklı. Kalıcı bir esnek çalışma şimdilik tartışılır durumda bile değil. PwC'ye göre, ABD çalışanlarının neredeyse dörtte üçü (% 72) şu anda haftada en az iki gün uzaktan çalışmak istiyor ve üçte biri (% 32) hiç ofise gitmemeyi tercih ediyor. Benzer şekilde, Gallup Nisan 2020'de Amerikalıların% 60'ının halk sağlığı kısıtlamaları kaldırıldıktan sonra uzaktan çalışmaya devam etmeyi tercih ettiklerini söylüyor.

Biliyorsunuz Amerika’da NASA, Google ve Apple çalışanları bir yıldır işlerini evden yürütüyorlar. Bu kurumlar kapılarına kilit vurmuş durumdalar. Bir yıl, bu tür şirketler için bazen çok uzun, bazen ise çok kısa bir süre. Ancak bu uzun sürede verimlilik kaybı yaşamayan bu şirketlerde “Acaba tamamen uzaktan mı çalışsak?” sorusu gündemde. Spotify’ da bu kervana katılanlar listesinde. Ancak onların sloganını daha çok beğendim. Work from annywhere. “İstediğin yerde çalış.” Ofis. Ev. Ya da her ikisi. Ya da başka bir ortak çalışma alanı.

Benim bu olaylara yaklaşımım şu şekilde. Yeter ki çalış nerede çalışırsan çalış. Yani Bodrum’da bir ev kirala, işlerini oradan yap. Ya da tatile çık ama işlerini aksatma. Öğlen havuzuna gir, öğleden sonra otel odanda işlerini bitir. Nasıl fikir ama? Bazılarınızın karavan dediğini duydum. O da olur. 😊

Pandemi gündemlerine bakalım biraz.

Pandemi sonrası evlere kapanan insanlarda, teknolojiye bağımlılık artmış. https://www.technologyreview.com/ da okuduğum bir haberde, “Uygulama analizi şirketi App Annie, Nisan 2020'de insanların mobil cihazlarda günde yaklaşık 4 saat 18 dakika harcadıklarını keşfetti. Bu, bir önceki yıla göre% 20'lik bir artışla günlük 45 dakika fazladan ekrana denk geliyor.

Araştırmalar, ekranlarda daha fazla zaman geçirmenin doğasında yanlış bir şey olmadığını gösteriyor - özellikle şu anda. Arkadaşlar, aile ve iş arkadaşlarıyla bağlantı kurmanın faydalarının yanı sıra, teknolojiye yönelmek zor duyguları yönetmemize ve hatta stresi azaltmamıza yardımcı olabilir .” yazıyordu.

Bugün aynı sitede bir haber daha okudum. Bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Aşağıda linki var. Haberin başlığı:

Hızlı yayılan koronavirüs varyantı ABD kanalizasyonlarında ortaya çıkıyor

Milyonlarca insanın tuvalet sifonu, covid-19 virüsünün tehlikeli yeni türlerinin yükselişini izleyebilir.

Antonio Regalado

https://www.technologyreview.com/2021/02/08/1017609/the-fast-spreading-coronavirus-variant-is-so-prevalent-its-turning-up-in-us-sewers/

Yazıdan ilgimi çeken bazı notları aşağıya alıntıladım.

“Kanalizasyon testleri artık bazı şehirlerde bu varyantın kaç kişiye bulaştığına dair doğrudan bir fikir veriyor.”

“Atık su, varyantı daha geniş çapta ve daha düşük maliyetle izleme şansı sunar. Bir litre kirli su, bir kanalizasyon sistemini paylaşan herkesin tuvalete attığı virüs kalıntılarını taşır ve binlerce, hatta milyonlarca insanın sağlığı hakkında bir bilgi sunar.”

“Geçen bahardan bu yana, kanalizasyondaki koronavirüs miktarı bir hafta ila 10 gün sonra hastanelerde kaç kişinin ortaya çıkacağını tahmin edebildiğinden, bazı şehirler kanalizasyon üzerinde moleküler testleri erken uyarı sistemi olarak kullandı. Kanalizasyon sonuçlarının resmi vaka sayılarından önce yukarı veya aşağı gitmesinin nedeni, insanların virüsü kendilerini hasta hissetmeden bir veya iki gün önce tuvalete atmaya başlamaları ve genellikle bir test sonucunu almanın daha fazla zaman almasıdır.”

 

Düşünsenize adamlar hastanelerden önce vaka sayısının artacağını ya da hangi tip virüsle enfekte olduklarını daha erken bir şekilde öğreniyorlar. Bizimkilerin bunlardan haberi var mıdır acaba?

Yine bugün okuduğum başka bir haberi aktarmak istiyorum size.

Link: https://mars.nasa.gov/news/8858/insight-is-meeting-the-challenge-of-winter-on-dusty-mars/?site=insight

Haber başlığı: InSight Tozlu Mars'ta Kışın Zorluğuyla Karşılaşıyor.

Bizde havalar kötü olduğunda en fazla üşürüz. Daha kalın giyiniriz. Kar yağarsa dışarı çıkmayız. Mars’ ta öyle mi? Bu yıl Mars’ ın en kötü kışlarından biri olmuş. Oluşan tozlar Insight’ ın enerji panellerini iyiden kaplamış. Tozsuz haline göre %27 civarında enerji üretebiliyormuş Insight. Üstelik Mars’ ın şu anda bulunduğu yörüngesinden dolayı da daha az güneş ışığı alabiliyormuş. Peki Insight’ ın niye enerjiye ihtiyacı var. O da bizim gibi, kendisini ısıtmak istiyor. 😊 Şaka değil. Mars yüzeyinde kalabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için ısıya ihtiyacı var. Bu yüzden Isı ve Radyo haberleşmesi dışında, ileriki haftalarda bazı sensörleri kapatılacak. Bilim adamları bunlardaki önceliği belirlemeye çalışıyor.

Bir haber daha;

Bu seferki ARK’ tan;

Link: https://ark-invest.com/newsletters/issue-252/

Haber başlığı: Elektrikli Araç (EV) Başarısını Değerlendirmenin ve Geleceğini Tahmin Etmenin En İyi Yolu Nedir?

Bu haberde elektrikli araç maliyetlerini belirleyen en önemli etkenlerden birinin arabada kullanılan pil olduğu belirtiliyor. Elektrikli araç pazarında pil başarısını değerlendirmek için en iyi ölçümün $ / kilowatt-saat (kWh) değil, $ / şarj oranı veya şarj dakikası başına eklenen mil menzil olduğunu gösteriyor. Yani şarj dakikasına kaç km yol gideceksiniz. Ya da pili kaç kere şarj edeceksiniz. Pilinizin ömrü ne kadar olacak.

 

Daha fazla haberlerde okudum ama şimdilik bu kadar.

Peki niye bu haberleri burada paylaştım.

Yazımın başındaki bizdeki twitter günlüğüne bakın. Bir de adamların yaptıkları haberlere bakın. Diyeceksiniz ki! Yurt dışında da twitter gündemleri aynı. Evet haklısınız. Benzer gündemler var. Ancak sorun şu ki biz onların ulaştığına ulaşmaya çalışıyoruz.

Yani bir hikayeyle anlatayım.

Çok çalışmış, çok zengin olmuş bir adam beş yıldızlı bir tatil köyünde havuzun kenarında şezlongunda uzanmış yatıyor.

Yanında da dükkanını yeni açmış aynı yaşlarda bir adam, borç alıp tatile gelmiş.

İkisi de aynı oteldeler ve aynı havuzun kenarındalar.

Birinin daha çok çalışması gerekiyor, diğerinin çalışmaya ihtiyacı yok.

 

 

Kendinize iyi bakın.

Ankara / Önder Güngör / 13 Şubat 2021

 [full-width]

 

 


Tamamını oku