Tarih: Ekim 26, 2020 Yazar: Yorum: 1 yorum

Sami Niyet

 Ha(y)di gelin tartışalım!

İnsanlar kavga ettiklerinde barışmak için karşısındakinden güzel bir söz mü duymak ister?

Yoksa; söze gerek yok, küçük bir mimik, küçük bir gülümseme, bu da yeter mi?

Yıldız Kenter' in dediği gibi mi?

''Hatalı olduğunu anlayan bir insanın bunu telafi etme çabasını gördüğümde özür beklemem, bu bana özürden daha samimi gelir, bana sami niyet yeter.”

Bu yeterli değil mi? Kalbindeki, dudağından da dökülsün mü sizce?

Ya da insanın kulağı güzel şeyler duymak mı ister? Sevgi sözcükleri, iltifatlar, özürler, pişmanlık sözleri mi?

Ya da hiç birine gerek yok. Sami niyet yeterli mi?

Ben mi?

Üçü de olsun isterim.

Öncelikle samimi niyeti..

Sonra davranışları.

Sonra da sözleri.

Sözler önemlidir.

Sözler kalbin aynasıdır. 




Önder Güngör / Ankara


Tamamını oku
Tarih: Ekim 25, 2020 Yazar: Yorum: 0 yorum

Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor.

 Pazar sabahı.


Aşıyı bulma yarışları.

Evde oturun haberleri.

İki yüz yıl önce yokluk içinde yaşamış insanlar mezarlarından kalksa, varlık içindeki bu halimize acırlar. (Varlık derken kişisel zenginliği kastetmedim. Yiyeceğe ulaşım, teknoloji, hastaneler, ulaşım vb.. kastettim.)

Sonra da kişisel yolculuğumuz. Ruh olarak nereye gittiğimiz belli değil. Hani "Altın Çağ" daydık. Hani...



Tamamını oku
Tarih: Ekim 24, 2020 Yazar: Yorum: 1 yorum

Alma Verme Yasası

 Bugün 24 Ekim 2020. Sabah saatin sekiz buçuğu. Günü rakamla, saati yazıyla yazdım, bakalım hangisi gözüme daha güzel gözükecek diye denedim. Fark etmedi.

2008 yılında Amasra'da çektiğim bir görsel (Panasonic Lumix FZ50)

Sabah yataktan çıkmadan okuduğum bir kitaptan alıntı yaparak başlamak istiyorum.

"Alma ve Verme Yasası' nı uygulamanın , tüm bu dolaşım sürecine başlamanın en iyi yolu ,birileriyle bağlantı kurduğunuz her an onlara bir şey vermeye karar vermektir. Bu, maddi değeri olan bir şey olmak zorunda değildir. Bir çiçek, bir iltifat veya bir dua olabilir. Aslında vermenin en güçlü şekli maddi olmayanıdır. Yardım etmek, takdir etmek, ilgi ve sevgi göstermek verebileceğiniz en değerli hediyelerdir ve maddi olarak paha biçilemez. Biriyle karşılaştığınızda sessizce ona minnetinizi sunun; mutlu, sağlıklı, neşeli olmasını dileyin. Bu şekilde, sessizce vermek en iyisidir." Deepak Chopra/ Başarının 7 Spritüel Yasası

Yukarıdaki alıntıda iki cümleyi koyu yazdım. Alıntının geneliyle ve bu iki cümle hakkında birkaç söz söylemek istiyorum.

Bu kitapta olmayan, ancak bir çok kişinin bahsettiği bir kavram(yasa) vardır. Bir' lik.

Biz bütünün bir parçasıysak; yaptığımız, söylediğimiz ve düşündüğümüz her şey Bir' i etkiler. Bir' i etkileyen her şey Biz' i de (Beni, Seni,, herkesi) etkiler. Maddi olarak verdiğim bir şeyi belki maddi olarak geri alabilirim ama maddi olmayan verdiğim bir şeyi aslında kendime vermiş olurum. O yüzden birbirimize yapacağımız ve dolayısıyla kendimize yapacağımız en güzel şey, başkaları için en güzel dileklerde bulunmak, her zaman iyiliğini istemektir.

Kalın sağlıcakla.

Önder Güngör / Ankara


Tamamını oku
Tarih: Ekim 11, 2020 Yazar: Yorum: 0 yorum

Acı gerçek gün gibi ortada.

 Acı gerçek gün gibi ortada, dünyadaki bazı şeylerin sorumlusu biziz.

Onları ve olanları sahiplenmedik. 

Örneğin balinaları sadece televizyonlardan izledik ve hayatımıza devam ettik. Onların okyanuslarda öldürülüşlerini izledik. Ama umursamadık. Çünkü bizim değiller sandık. Başkalarının bir şeyler yapmasını bekledik.

Yanan ormanları gördük. 

Kuruyan dereleri. 

Kirlenen denizleri. 

Ticari amaçla öldürülen hayvanları.

Yağmur ormanları. Çeşitliliğin olduğu ormanlar. Her türlü ağaç ve canlı çeşitliliğini içinde barındırır.


Onların dünyaya ve doğaya ait olduğunu, bizim de dünyalı ve aynı zamanda doğanın bir parçası olduğumuzu, doğal olarak da bu yaşayan her şeyin gerçek sahibi olduğumuzu anlamadık. Genlerimizdeki bu bilgiyi unuttuk.

Palm yağı elde etmek yok edilen orman. Buralara palmiye ağaçları ekilecek. Ne var ki onlarda ağaç demeyin. İhtiyacımız olan tür çeşitliliği yok edilmiş oluyor.

Akan ırmağın sahibi bizdik. 

Öldürülen balinanın.

Avlanan fillerin.

Yok edilen ormanların.

Talan edilen okyanusların.

Hepsinin sahibi bizdik ve birilerinin sahip olduğumuz şeylere yaptıklarına sessiz kaldık. 


Sağlıklı yaşayan canlı resifler.

Ölmüş resifler. Bunlar ölürse, okyanus da ölür. Karbon ememez.
Resifler niye ölüyor? Dünyanın ısınması ve okyanusların asitleşmesi sonucu ölüyorlar.


Halbuki her canlının bir sayısı, her ormanın bir sınırı var. Bunlar bittiğinde her şey bitecek.


Tamamını oku