Aile fertlerinizin sayısını arttırmanın en kolay olanı .... Minnak bir yavru. Üstelik karar vermeniz yeterli.
Bugün ailemize bir fert daha katıldı.
Çocuklar adını FINDIK koydu.
Aklımızda bin bir düşünce vardır ve çoğunluğu da bize ait değildir. İşte sorun buradadır.
Çünkü size ait olan şey sizi rahatsız etmez.
Sizin dışınızdan size gelmiş olan şeyler size rahatsızlık verir.
Oklar kendinize çevrilmişse ve bu okların sahibi sizseniz çok tehlikedesiniz demektir.
Çünkü size ait olan şey sizi rahatsız etmez.
"Çabalarınızı her daim emrinizde olan ve tüm fiili ve sürekli gücün geldiği zihinsel kaynakları fark etmeye yönlendirin.
Yaşamdaki herhangi saygın bir nesneyi elde etme konusunda, eğer gücünüzün farkına varırsanız ve nesnede ısrar ederseniz, başarısız olamayacağınızı anlayana kadar bu alıştırmada ısrar edin. Çünkü zihinsel güçler her zaman kendilerini azimli bir iradenin önüne vermeye ve düşüncelerinizi ve isteklerinizi eylemlerle, olaylarla ve durumlarla belirginleştirmeye hazırdır.
Yaşamdaki her işlevin başlangıcında her eylem bilinçli düşüncenin bir sonucuyken alışılmış eylemler otomatik hale gelir ve onları kontrol eden düşünce bilinçaltı alemine geçer. Yine de önceki kadar yeteneklidir.Öz bilincinden başka şeylere yönelmesi için, öncekilerin otomatikleşmesi ya da bilinçaltına yerleşmesi zorunludur. Ancak, yeni eylemler de sırası geldiğinde, yine zihnin bu detaylardan kurtulup başka eylemlere yönelebilmesi için önce alışkanlık olurlar, sonra otomatik hale gelirler ve sonra da bilinçaltına yerleşirler."
Charles F. Haanel / Yaşamın Kapasını Açan Anahtar
![]() |
Dr.Deepak Chopra |
"Son zamanlarda, yüksek tansiyonda hormonların rolü üzerinde büyük bir ilgi oluşmuştur. Hormonlar vücudun farklı bölgelerinde salgı bezlerince üretilen kimyasal maddelerdir ve üretildikleri bölgelerin dışında vücudun başka bölgelerinde gösterirler etkilerini. Diğer bir deyişle, kimyasal mesaj taşıyıcılardır. Yüksek tansiyon vakalarında azaltılabilecek hormonlar kortizol, adrenalin ve reninlerdir. Bu isimleri ya da neye yaradığını bilmek sizin için çok önemli değildir. Ama önemli olan, yüksek tansiyonu olan kişilerin kanında bazı kimyasal maddelerin toplandığıdır. Gerilimin neden olduğu yüksek tansiyona aslında bu hormonların ortam hazırladığı düşünülmektedir. Onlar fiziksel olarak varlığı kanıtlanamayan gerilimin vücudu etkilediği fiziksel maddelerdir. Doktorlar endişe, korku ve öfke gibi duyguların beyinde bazı kimyasal maddelerin değişmesine yol açtığına inanırlar. Bu maddeler ya da sinir-ileticileri, beyinde bir salgı bezi olan hipofiz bezinden ACTH gibi hormonların salgılanmasına yol açar. Bunlar da daha sonra böbreklerin üzerindeki adrenal bezlerini uyarırlar. Böyle olunca da, kan basıncını yükselten kortizol ve adrenalin gibi salgılar açığa çıkarılmış olur. Bu, hastalığın oluşumu sürecinde anahtar bir mekanizma olarak görülen olgunun yalnızca bir örneğidir. Bu olgu, bir duygu veya düşüncenin kimyasal bir mesaja dönüşümüdür ki, bu daha sonra bir başka organı uyarır. Psikofizyolojik bağlantı dediğim şeyin ilk görünümü budur."
"Biyolojik geri-besleme tekniğinde hastanın koluna kan basıncını kontrol eden bir aygıt takılır. Gösterge üzerinde kan basıncı dalgalanmalarını anında görebilir, sonra da sadece istekle ya da arzuyla basıncı arttırmayı veya eksiltmeyi kendi kendine öğretebilir. göstergeden elde ettiği geri-beslemeden hasta, zaten normalde kendiliğinden olan yani doğal bir şekilde kendi kendini yöneten bir vücut işlevine ulaşmayı öğrenebilir. Bir isteğin fizyolojik bir eyleme dönüştürüldüğü psikofizyolojik bağıntıdan tıp biliminin nasıl yararlandığının güzel bir örneğidir bu."
"Gerilim kavramına olan ilgi yüzünden rahatlama teknikleri üzerinde büyük bir pazar oluşmuştur. Bu tekniklerden bazıları elle masajla yaparak bedenin kaba düzeylerinde çalışır, bazıları düşünceleri sakinleştirme ve telkinlerle birlikte bir dizi rahatlama egzersizleri uygular, bazıları ise uygun bir konuma sokulduğunda bedenin kendi kendini dinlendirme yeteneğine dayalıdır."
"Rahatlama tekniklerinin biraz değişik bir biçimi olan görselleştirme tekniği de doğrudan zihin yoluyla çalışır. Kişinin gözlerini kapatıp sakin ve dinginlik verici bir resmi gözlerinin önüne getirmesi istenir. Bu tekniğin her yerde ve her zaman uygulanabilme kolaylığı vardır. İleri derecede olmayan yüksek tansiyon vakalarında başarılı olmuş bir tekniktir.
Uzun süreli araştırmalar göstermiştir ki, düzenli olarak uygulandığında meditasyon tekniği etkili bir biçimde kan basıncını düşürmektedir."
"Olay-2
Boston yöresinde bir üniversite hastanesinin koroner bakım ünitesine yatırılmış Mr.Patel adında 46 yaşında yabancı bir hastayı görmem istenmişti. Boston' u ziyaret etmek ve konferanslara katılmak için Hindistan'dan gelmişti ama kalp krizi geçirmişti. Hastanenin yoğun bakım ünitesinde yaşamı tehdit edici düzensiz ritmler, yani kulakçık ve kapakçık düzenini bozan ve bu nedenle de kalbin kanı pompalamasını güçleştiren anormal ritmler gösteriyordu.
Bu hasta, ventriküler fibrilasyon denilen kalbin hızlı veya yavaş çarpması hastalığına maruz kalmıştı. Ventriküler fibrilasyonda kalp atışları etkisizdir, bir tür kalp ritm bozukluğudur. Çoğunlukla kalp krizine yol açar ve nedeni de kalpteki elektrik düzensizliğidir. Göğüse elektrik şoku uygulayarak hastanın kalp atışları düzeltilmezse hızla ölümle sonuçlanır. Mr.Patel bunları birkaç kez geçirmiş ve her seferinde elektrik şokuyla yaşama döndürülmüştü. Ritm bozukluklarına yine de devam etmesinin nedeni bilinmiyordu ama bu düzensizlikler devam ederse hastaneden sağ çıkamayacağı da apaçıktı.
Onu gördüğümde hastane masraflarını nasıl ödeyeceği konusunda son derece endişeliydi. Başka bir ülkeden geldiği için sağlık sigortası indirimi ona uygulanmıyordu ve diğer insanlardan duyduğuna göre,Ömrünün geri kalanını borç ödeyerek geçireceğine ölmeyi tercih ettiğini söylüyordu. Ona hiç merak etmemesini, onun haberi olmamasına rağmen aslında şirketin Mr.Patel ve toplantılara katılan diğer üyeleri için özel bir seyahat poliçesi yaptırmış olduğunu söyledim. Bu haber üzerine yaşam sinyalleri düzene girdi ve bir daha ventriküler fibrilasyon geçirmedi. Üç hasta sonra hastaneden ve bir hafta sonra da ülkeden ayrıldı, hastalığın izi bile kalmamıştı. Zamanında yatıştırılmasaydı, hastanın korku düşünceleri onu mutlaka öldürecekti. Hastane masraflarını kimin ödediğini hala öğrenemedim."