Tarih: Mayıs 23, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Robotların Yükselişi

Nobel ödüllü ekonomist Milton Friedman gelişmekte olan bir Asya ülkesine 1960' larda danışmanlık veriyormuş. Friedman' ı büyük çaplı bir kamu projesi sahasına götürmüşler. Friedman manzarayı görünce şaşırmış: Bir sürü işçi ellerinde kürekle harıl harıl çalışmasına rağmen buldozer veya traktör gibi iş makineleri neredeyse hiç yokmuş. Sebebini sorduğunda, yetkili memur, "Çünkü bu bir istihdam programı," demiş. Frieadman'ın nükteden cevabı meşhurdu: " E, o zaman ellerine kürek yerine kaşık verseydiniz ya?"
Robotların Yükselişi / Martin Ford









Robotların Yükselişi kitabının önsözünün ilk cümlelerini yukarıya yazdım. Bu satırları okurken, yıllar önce seyrettiğim bir belgesel aklıma geldi. Belgesel, Hitler' in iktidarının ilk yıllarıyla ilgiliydi. Hitler' in seçim vaadlerinden biri her Alman ailesini bir otomobil sahibi yapacağı yönündeydi. Hitler seçimi kazandıktan sonra otomobil üreticileri ile görüşmeler yapmış, şimdi tam hatırlayamıyorum ama Alman ailelerin, 2 yada 3 aylık maaşlarının toplamıyla bir otomobil sahibi olabilecekleri fiyata bir otomobil üretmelerini talep etmişti. Ancak firmalar yaptıkları çalışmalarda bu fiyata otomobil üretemeyeceklerini Hitler' e bildirmişlerdi. Bunun üzerine Hitler, işsizlik fonu parasına el koyup, otomobil fabrikası kurulması talimatını vermişti. Ancak bütün Almanlar' ı otomobil sahibi yapmanın dışında başka bir sorun daha vardı. O da otoban sorunu. O yıllarda Almanya, otomobillerin kullanılacağı  otobanlara sahip değildi. Hitler, kurmaylarına şehirleri birbirine bağlayan yolar yapılması talimatını verdi. Ancak talimatta, yapılacak yollarda makineler çalışmayacak, istihdamı arttırmak için sadece Alman gençleri çalıştırılacaktı. İlk başlarda bu proje çok destek gördü ve Alman gençlerinin büyük bir çoğunluğu gönüllü  olarak katıldılar. Ancak ilerleyen zamanlarda, ihtiyacın artması üzerine gönüllük esasından vazgeçilerek, gençler zorla ve ağır şartlarda çalışmaya zorlandılar. Savaşın başlaması ile birlikte Alman gençlerinin büyük bir çoğunluğu cepheye gönderildiği için, otoyol yapımında mahkumlar ve esirler çalıştırılır. Sonuç olarak Alman vatandaşları, fabrikalarda üretilen otomobillerin sahibi olamazlar, çünkü üretilen otomobillerin hepsi askeri amaçla kullanılır.


Tamamını oku
Tarih: Mayıs 21, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Audrey Hepburn ve Zarafet - Capucine

Yukarıdaki isim ve onun yanındaki sıfat yıllarca birbiri ile aynı anda anılmıştır. Evet Audrey Hepburn ve zarafet kelimeleri birbiri ile özdeşleşmiştir ama bugün benim bahsedeceğim konu Audrey Hepburn ve Capucine ile birlikte onların vefasıdır.



Google' da Audrey Hepburn ve zarafet yazdığımda toplam 17.900.000 sonuç çıkarken Audrey Hepburn ve vefa yazdığımda ise sadece 10 sonuç çıkıyor ve bu çıkan sonuçların ise "vefa"nın kelime anlamıyla hiç ilgisi yok. Demek ki çok saçma bir konuya değineceğim.
Tabii, Audrey Hepburn ve Zarafet kelimelerinin bu kadar çok görüntülenmesinin (indekslenmesinin) en büyük nedeni, Audrey Hepburn' un hayatını anlatan kitabın isminin "Zarafet" olmasıdır.

Geçenlerde internette dolaşırken Mimar Levent Civelekoğlu' nun bloguna rastladım. Bu blogda Capucine hakkında yazılmış yazıyı okuyunca Audrey Hepburn' un Zarafet kitabında okuduğum bir bölüm aklıma geldi. Yazının geri kalan kısmını okumadan önce bu yazıyı okumanızı öneririm.(http://lcivelekoglu.blogspot.com/2018/03/17-mart-28-yil-once-bugun-capucine.html)



59 yaşındaki Capucine, kendisini apartman boşluğuna bırakarak intihar etmişti. 1940 yılında tanıştığı Audrey Hepburn ile arkadaşlıkları bu ana kadar sürmüştü.(Her ikisi de zarafetleriyle anılırlardı. Belki de bu özelliklerini bir şekilde birbirlerine bulaştırmışlardı.)  Capucine daha önce de intihar girişiminde bulunmuştu. O yüzden vasiyeti de hazırdı. Vasiyetinde tek mal varlığı olan evinin satılmasını, yarı yarıya Kızılhaç' a ve Unicef' e bağışlanmasını, bu bağışı da Audrey Hepburn' un çalışmalarının onuruna verildiğinin belirtilmesini istemişti.



"Audrey'in en yakın arkadaşları arasında Capucine diye bilinen güzel ama kötü kaderli film yıldızı da vardı. Asıl adı Germaine Lefebvre ' ydi. Gençken başından kısa bir evlilik geçmiş, sonra da aralarında birlikte iki film çevirdiği William Holden' ın da bulunduğu sayısız erkeği büyülemişti. Ama Audrey ile Capucine' in tek ortak noktası Holden değildi. İkisi de depresyona meyilliydi ve birbirlerinin dertlerini dinliyorlardı. Audrey çareyi çalışmakta ya da aşkta bulurken Capucine sık sık intiharın eşiğine geliyor ve Audrey' nin sempatik dostluğuna fazlasıyla güveniyordu. Genç yıldız 1960'larda Lozan' da -La Paisible' ye yakın- yaşıyordu ve Audrey'in güvenebileceği kadar hassas ve şefkatli bir dosttu." Zarafet (Audrey Hepburn'un Hayatı) -Donald Spoto
Eskilerin meşhur bir lafı vardır. "Allah çirkin şansı versin" derler. İki tane güzel kadın. Aşkları da, oyunculuk kariyerleri de inişli çıkışlı.
"Robert Wagner sevilen ve sayılan bir aktördü. Audrey' le dostlukları ikisinin de genç birer oyuncu olduğu Paramount yıllarına dayanıyordu. "O sadece çalışması harika biri değildi", diye anlatıyor Wagner, Audrey ve Rob'la La Paisible' de geçirdikleri günleri. "Audrey'le ilgili her şey o kadar muhteşemdi ki. evi, mobilyaları, tabloları, çiçekleri, hatta köpekleri bile bunu yansıtıyordu. Öylesine iyi bir insana az rastlanırdı. Yalnızca bana değil, yapımdaki herkese karşı nazik ve sevecendi. Ve tabii çok sadık bir arkadaştı, zor zamanları geçiren Capucine' in daima yanında oldu." Zarafet (Audrey Hepburn'un Hayatı) -Donald Spoto


Tamamını oku
Tarih: Mayıs 18, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Her şey göründüğü gibi değildir- Nikola Tesla

Yukarıdaki başlık Nikola Tesla' dan bir alıntı değildir. Bu yazıma hangi başlığı atacağıma karar veremediğim için iki başlığı da aynı anda kullanmak istedim.

Nikola Tesla

Nikola Tesla hayat hikayesini en sık merak ettiğim, her okuduğumda ise ayrı bir detayı ile karşılaşıp büyülendiğim bir bilim insanı.

Joanneum' daki birinci yılında Tesla çalışkan bir öğrenciydi. "Annemi ve babamı şaşırtmaya kararlıydım." diye yazmıştı. "Eğitimimin ilk yılı boyunca her gün çalışmaya sabah üçte başlayıp gece onbire kadar devam ediyordum. Pazar günleri ve tatiller de buna dahildi. Pek çok sınıf arkadaşım kendilerini çok zorlamadıklarından doğal olarak tüm rekorları kırdım. O yıl boyunca dokuz sınavdan geçtim; profesörlerim en yüksek derecelerden bile daha fazlasını hak ettiğimi düşünüyorlardı."
Babasına başarısını gösterecek olmanın heyecanını taşıyan Tesla, sınav sertifikalarını yanına alarak eve gitti. Gelgelelim Milutin, Tesla' nın başarılarına eleştirel bir tavırla yaklaştı."Bu tavrı neredeyse bütün hevesimi öldürüyordu." diye yazmıştı Tesla, "fakat babam öldükten sonra, profesörlerimin babama gönderdikleri, beni üniversiteden geri çağırmazsa kendimi çalışarak öldüreceğimi bildiren mektupları bulup kahroldum." İkinci oğlunu da fazla yorgunluktan kaybedeceğinden korkan Milutin,genç adamın çalışma hevesini söndürmeye çalışmıştı."
W.Bernard Charlson / Elektrik Çağının Mucidi Tesla
Tamamını oku
Tarih: Mayıs 18, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Steve Jobs - Üniversite konuşması

Steve Jobs hakkında filmler, belgeseller yapıldı. İyi kötü herkes konuştu.



Bazı arkadaşlarına göre çok zeki, hatta olması gerekenden daha fazla zeki olduğu söylendi. Bazı arkadaşlarına göre ise, sert, umursamaz, insanları önemsemeyen bir karakteri olduğu söylendi.. Aslında ikinci söylenen beni daha çok ilgilendiriyor ama bu konu hakkında daha sonra bir şeyler yazacağım. Şimdiki konum 2005 yılı Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde yapmış olduğu muhteşem konuşması.

Konuşmanın videosu aşağıda.Bu konuşma hastalığı ile ilgili tedavi gördüğü sıralarda yapılmış bir konuşmadır. O yüzden videoyu bu bilgi eşliğinde dinlemenizi istiyorum. Üçüncü hikayeyi anlatırken ölümden ve hastalığından bahsediyor. Pankreas kanserinden dolayı ameliyat olduğunu söylüyor ama aslında bu ameliyatı hiç olmamış.




Konuşmanın metni de aşağıda:


"Bugün dünyanın en iyi üniversitelerinden birinin diploma töreninde sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum.

Ben üniversiteden hiç mezun olmadım. 

Doğruyu söylemek gerekirse, mezuniyete en yaklaştığım an da bu an! 

Sizlere hayatımla ilgili üç hikaye anlatacağım. Hepsi bu. Büyütülecek birşey değil. Sadece üç hikaye.
İlki noktaları birleştirmekle ilgili. 


Tamamını oku
Tarih: Mayıs 09, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Göbeklitepe-7tepe

Göbeklitepe


Göbeklitepe' yi gezip gördükten sonra bir arkadaşıma tavsiyede bulundum.

- Göbeklitepe' ye gitmelisin. Ben geçen hafta gittim. Çok güzeldi. Kesinlikle git.
- Nesi güzeldi?
- Ne demek nesi güzeldi. 12 bin yıllık kalıntılar. Görmelisin bence.
- Niye? Etrafına bak. Şu gördüğün dağlar milyonlarca yıllık onları görmeye gidiyor musun?
- Ne alakası var, bunlar insanların yaptığı en eski yapıtlar.
- Ben de onu diyorum ya. Bunlar hem doğal hem de milyonlarca yıl öncesinden.

Evet bu da değişik bir bakış açısı.

Göbeklitepe 12 bin yıl öncesinden kalan yapıtların bulunduğu yer. Bu yapıların birer tapınak olduğu sanılıyor. Oval ya da dairesel şekilde inşa edilmişler. Bugüne kadar 6 tanesi ortaya çıkarılmış. Yerin altında 30 tane daha olduğu bulunmuş. Hepsinin ortak özelliği dairesel 12 tane T şeklinde taşlar ve bu dairenin ortasında 2 tane T şeklinde taş.

Bu yedi tanrı, yedi gün ve yedi dünya -yani Güneş, Ay ve gezginci beş gezegen- koleksiyonu dünyanın her yerinde insanların algılarına girmişti. Yedi sayısı doğaüstü çağrışımlar kazanmaya başladı. Bu dünyaları döndürdüğü düşünülen, Dünya merkezli, yedi kat "gök" şeffaf bir küresel kabuk vardı. En dıştaki -yedinci kat- gök, "sabit" yıldızların bulunduğu düşünülen yerdir. Tanrının dinlenme gününü de katarsak Yedi Yaratma Günü vardır.; kafada yedi delik, yedi erdem, yedi büyük günah, Sümer mitolojisinde yedi kötü şeytan, Yunan alfabesinde (her biri birer gezegensel Tanrı' yla yakın ilişkili) yedi sesli harf, Hermetistlere göre Kaderin yedi hakimi, Manişeizm' in Yedi Büyük Kitabı, Yedi Ayin, eski Yunanistan' ın Yedi Bilgesi ve yedi simyasal madde (altın, gümüş, demir, civa [mercury}, kurşun, kalay ve bakır; altın yine Güneş'le bağlantılıdır;gümüş, Ay'la, demir Mars'la vs..) Yedinci oğlun yedinci oğluna verilmiş doğaüstü güçler vardır. Yedi "uğurlu" bir sayıdır. "Yeni Ahit'in Vahiy Kitabı" nda bir tomarın yedi mührü açılır, yedi boru sesi duyulur, yedi kase doldurulur. Aziz Augustine yedinin mistik önemini pek anlaşılmaz bir şekilde, şu temele dayandırır: Üç "ilk tek tam sayıdır" (bir ne olacak peki?), "dört ilk çift sayıdır" (iki ne olacak peki?) ve "bunlardan ...yedi teşekkül eder." Vesaire. Bu bağlantılar günümüzde de varlığını sürdürüyor.     | Carl Sagan / Soluk Mavi Nokta
Tamamını oku