Tarih: Nisan 19, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Hay dilini eşek arısı soksun! - Türk Düşünürü Bilim Adamı Oktay Sinanoğlu



Oktay Sinanoğlu

Bugün Oktay Sinanoğlu' nun ölüm yıldönümü. Onun anısına Bye Bye Türkçe adlı kitabından bir alıntı paylaşıyorum.



Az ötede bir gazete dergi bayiine rastladım. Amerikan basın hayatında acaba nasıl değişmeler olmuş diye bir göz attım. Hatırladığım Amerikan dergileri yerine yepyenileri çıkmıştı. Kağıtları daha parlak, renkleri daha canlı idiler, ama garip, galiba hepsi Türk dergileri idiler, çünkü adlan Güncel, Hareket, Vurgu, Hanım kız, Görüntü gibi Türkçe adlardı. Birkaç tanesini karıştırdım. Yoo, bunlar Amerikan, İngiliz dergileri idi. Ancak içlerinde kullanılan dil çok tuhaftı. Mesela, İngilizce güzelim Media lâfı dururken pek sık Basın-Yayın sözü geçiyordu. Bir de Türkçe Seçenek lâfına anlamlı anlamsız ne çok rastlanıyordu öyle. Pek açık seçik, keskin bir sözcük olmamakla beraber, İngilizce Alternative't ne olmuş sanki. Anlaşılan Amerika'da Türkçe sözcükler kullanmak moda olmuş diye düşündüm. Acaba niye? Yoksa kullananlara Anglo-Sakson oldukları için bir aşağılık duygusu mu gelmişti? Nasıl olur? Daha yüzyıl önce büyük bir devlet olan Amerika'ya, onun da kökeninde olan eski İmparatorluk İngiltere'sine nasıl aşa ğılık duygusu gelirdi. Belli ki bu Türkçe sözcüklerle bazı yazarlar kendilerine bir üstünlük havası vermeye çalışıyor, bazıları da pek iyi kavramadıkları konularda halklarının anlamadığı yabancı Türkçe sözcüklerin arkasına saklanıyorlardı.
Tamamını oku
Tarih: Nisan 13, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Ait oluruz, sahip oluruz, ya da olamayız (*)

(*) Candan Erçetin / Kader




Denen, elindeki not defterinin sayfalarını karıştırıyordu. İçinden nerede bu adam diye geçirdi. Bir saattir ihtiyar adamın evinden çıkmasını bekliyordu. Not defterine yazdığı şiiri okudu.

Ah neydi benim gençliğim

Nerede böyle hüzünlenmek o zaman
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek
 Hafta sekiz ben eğlentide
Bugün saz, yarın sinema,
Beğenmedin Aile Bahçesi
Onu da beğenmedin, parka
Sevdiğim dillere destan
Sevdiğim, Meyil verdiğim
Ben dizinin dibinde elpençe divan,
Samanlık seyran.
Nerde,
Nerde,
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!
Orhan Veli

Oldum olası Orhan Veli'yi çok severdi. Lise yıllarında İzmir Atatürk Kültür Merkezi' nde Müşfik Kenter' in oynadığı "Bir Garip Orhan Veli" tiyatrosuna gitmişti. İlk gittiği tiyatro oyunuydu. O günden beri ne zaman bir Orhan Veli şiiri duysa ya da okusa hemen o tiyatro oyunu gelirdi aklına.

Denen apartman kapısının açılışıyla hemen not defterini cebine koydu ve çıkanın kim olduğuna baktı. Evet bu onun beklediği kişiydi.
İhtiyar adam seksen yaşının üstündeydi. Evinde karısıyla birlikte kalıyor haftada bir iki kere akşamüstüleri bu saatlerde dışarıya çıkıyordu. Genelde markete, pastaneye ve kuruyemişçiye gidiyordu.
Küçük adımları ile apartman bahçesinden çıktı.
Denen cebinden not defterini çıkarıp notlarını almaya başladı. Sayfanın en üstüne başlık attı. 

56.Sokaktaki
Nail Amca.
80 yaşında.
Haftada iki yada üç kez dışarıya çıkıyor. 200 metre anca gidebiliyor. 


Sonra bugünün tarihini atıp ihtiyar adamla ilgili gözlemlerini yazmaya başladı.

Çok küçük adımlarla ayağını yerden kaldırmadan sanki sürüyerek yürüyor. Her beş altı adımdan sonra biraz dinleniyor. Yürürken başıyla önde ayaklarına bakıyor, durduğunda ise başını kaldırıp etrafını seyrediyor. Yanından geçen her insana yardım talep eder bir bakışla bakıyor. Bastonunu sürekli sağ elinde tutuyor. Ancak bastonuna fazla yük vermiyor. Bastonsuz da yürüyebilir. Markete giderken daha hızlı gidiyor eve dönüş yolunda daha yavaş. Nefessiz kaldığı olmuyor. Molaları aslında dinlenmek için değil etrafı seyretmek için. Durduğunda baston tutan eli titriyor. Diğer elini ceketinin cebine sokuyor. Harekete ederken elini cebinden çıkarıyor. Alışveriş esnasında çok konuşmuyor. Aldığı en ufak bir şeyi bile poşetle taşıyor. 

Denen not defterini kapatıp, ihtiyarın eve girmesini beklemeden caddeye çıktı ve hızlıca yürümeye başladı. Bu hafta gözlemleyip not aldığı yedinci ihtiyar adamdı Nail Amca. Bu insanların tüm davranışlarını not edip "ihtiyarların davranışlarını analiz" etmeye çalışıyordu.. Bu sayede ihtiyarladığında, daha güzel bir ihtiyarlık geçireceğine inanıyordu.

Önder Güngör
Tamamını oku
Tarih: Nisan 07, 2019 Yazar: Yorum: 0 yorum

Tüm dünyayı kucaklamak istedim kollarım yetişmedi (*)



Bizler başından beri hep gezgindik. Yüzlerce kilometre boyunca her ağaç koruluğunu bilirdik. Meyveler ya da cevizler olgunlaştığı zaman orada olurduk. Hayvan sürülerinin yıllık göçlerini takip ettik. Kurnazlıkla, hileyle, pusuyla ve bedensel gücümüzle saldırarak, birkaçımızın işbirliğiyle, çoğumuzun tek başına avlanarak yapamayacağını başarıp taze etin keyfine vardık. Birbirimize bağımlı hale geldik. Bu işi kendi başımıza yapmanın, bir yere yerleşmek gibi, düşüncesi bile saçma bir şeydi.
Birlikte çalışarak çocuklarımızı aslanlardan ve sırtlanlardan koruduk. Çocuklarımıza gerek duydukları becerileri öğrettik. Ve aletleri. Teknoloji, o zaman da, şimdiki gibi, varlığımızı sürdürmenin anahtarıydı.

....

Türümüz var olduğundan beri geçen zamanın %99,9' unda bizler avcı ve toplayıcıydık, savanların ve steplerin gezginleriydik. O zamanlar sınır muhafızları, gümrük memurları falan yoktu. Her yer açıktı. Bizi sınırlayan Dünya ve okyanuslar ve gökyüzü vardı sadece....

Carl Sagan / Soğuk Mavi Nokta


(*) Özdemir Asaf
Tamamını oku